|
T.C. ADALET BAKANLIĞI HUKUK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :B030HİG0000003-85-2004 ANKARA
KONU
:Tapu Harcı ..../..../2004 MALİYE BAKANLIĞINA(Gelirler Genel
Müdürlüğü) İLGİ :24.02.2004 tarih ve
007651 sayılı yazınız. İlgi yazınız, ekleri ve konu incelendi. Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesinde “Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Bir mal varlığının bütünü ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.” hükmü; 102.maddesinde; “Vakıf kurma iradesi, resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.........” hükmü, 105.maddesinde; “Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer. Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel kişiliği adına tescil edilmesini tapu idaresine bildirir.” hükmü yeralmaktadır. Tüm bu yasal düzenlemelerden de; vakfın gayesinin gerçekleştirilebilmesi için yeterli mal varlığının fiilen bulunmasının, yani vakfın varlık kazanabilmesi için amacını gerçekleştirecek kadar mal varlığının tahsis edilmesinin zorunlu ve malın bu amaçla tahsisisin sözkonusu olduğu; dolayısıyla bunun vakıf kurma muamelesinin esaslı bir unsuru olup, ileride zaman zaman gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılacak bağış veya yardımların gerçekleşmiş mal varlığı olarak kabul edilemeyeceği, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescili sonucu tüzel kişilik kazanmasıyla birlikte de, tescil için gereken hukuki sebep gerçekleşmekle, özgülenen malların mülkiyetinin vakfa geçtiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, 492 sayılı Harçlar Kanununun “Dördüncü Kısmında” Tapu ve Kadastro Harçları ile ilgili düzenlemelere yer verildiği görülmektedir. Kanunun 57.maddesinde tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu hüküm altına alınmış; yine aynı Kanunun 59.maddesinde, harçtan müstesna tutulan işlemler belirlenmiştir. Bu işlemler arasında, “Kamu menfaatlerine yararlı dernekler ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair aynı hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinleri de bulunmaktadır. Sözü edilen (4) sayılı tarifenin 4.bendinde gayrımenkullerin ve mülkiyetten gayri ayni hakların bağışlanması, 20.bendinde gayrımenkullerin ivaz karşılığında bağışlanması harca tabi tutulmuştur. Bu aşamada ise, bağış konusunun irdelenmesinde fayda görülmektedir. Borçlar Kanununun 234.maddesinde “Bağışlama, hayatta olan kimseler arasında bir tasarruftur ki onunla bir kimse, mukabilinde bir ivaz taahhüt etmeksizin malının tamamını veya bir kısmını diğer kimseye temlik eder.” biçiminde bir tanımlama yeralmıştır. Buna göre bağışlamanın unsurlarını; “bağışlamanın bağışlayanın kendi malvarlığından yaptığı kazandırıcı bir işlem olması; kazandırmanın bağışlama sebebiyle yapılmış olması (karşılıksız olma); bağışlamanın sözleşme olması; bağışlamanın sağlararası muamele olması” şeklinde sıralamak mümkündür. Bu çerçevede, vakıfla ilgili yasal düzenlemeler de dikkate alınarak; vakıf kurma işleminin ve bu amaçla bir mal ya da hakkın vakıf kurma iradesiyle belirli ve sürekli bir amaca özgülenmesi işleminin Borçlar Kanununun 234 üncü ve devam eden maddeleri uyarınca bağış olarak nitelendirilmesi mümkün görülmemektedir. Çünkü vakıf kurma muamelesi bir sözleşme olmadığı gibi; vakıf kurma iradesinin Türk Medeni Kanununun 102.maddesi uyarınca resmi senedin yanısıra ölüme bağlı tasarrufla da açıklanabileceği gözetildiğinde; bağışlamada bağışlayanın malvarlığından bir değerin çıkmasıyla, bu değerin bağışlayana geçmesi arasında sıkı bir bağlılık olması nedeniyle, bağışlayanın malvarlığının azalmasına bağlı olarak bağışlananın malvarlığında bir artış olması gerekmekte olup, ölüme bağlı tasarruf yapan kişinin ölümü halinde kendi malvarlığından değil de mirasçıların malvarlığında bir azalma sözkonusu olacağından ölüme bağlı tasarruf da bağış sayılamaz. Dolayısıyla, bu şekilde yapılan, vakıf kurma iradesine yönelik vakfın amacına mal ve hak özgülemenin de bağış olarak nitelendirilemeyeceği ortadır. Somut olaya gelince; Ankara 4.Asliye Hukuk Mahkemesine ait 18.11.2003 tarih ve 2003/654 Esas, 2003/988 Karar sayılı ve 19.1.2004 tarihinde kesinleşen “Vakıf Teciline” ait karar ile “1- ............ .............. Vakfının vakıf siciline tesciline; 2-Vakfın amacına tahsis edilen Ankara ili Keçiören ilçesi, Bağlum beldesi 408 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın davacı vakıf adına tescili için Keçiören 4.Bölge Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazılmasına .....” hükmolunduğu; böylelikle, sözü edilen taşınmazın vakfın amacına tahsis olunması sonucunda, vakfın, vakıf siciline tescilinin ve vakfın tüzel kişilik kazanmasının, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla da taşınmazın mülkiyetin vakfa geçmesinin sözkonusu olduğu, bu muamelenin ise bağış olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle 492 sayılı harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı tarifenin gayrimenkullerinin bağışlanmasını harca tabi tutan 4.bendinin; sözü edilen taşınmazın .................. Vakfına vakfedilmesi nedeniyle tapuda yapılacak tescil muamelesi için uygulanamayacağı, Ancak, kurulmuş bir vakfa bağış söz konusu olabileceğinden; 492 sayılı Harçlar Kanununun 59.maddesi hükmü uyarınca Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin tescil işlemleri harçtan müstesna tutulmakla, bu vakıflar dışında kalan vakıflara yapılan gayrimenkul bağışlarında (4) sayılı tarifenin (4).bendi uyarınca harç alınmasının sözkonusu olabileceği düşünülmektedir. Bilgilerine arz ederim.
Genel Müdür |