T.C.

ADALET BAKANLIĞI

Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü

 

 

Sayı   :B.03.0.HİG.0.00.00.03-153.01-18-2007                                                                                                                                                                     ..../..../2007       

Konu :                                               

 

 

MALİYE BAKANLIĞINA

(Gelir İdaresi Başkanlığı)

 

 

 

İlgi    : a)30/01/2007 tarih ve B.07.1.GİB.0.02.63-6340-166-007681 sayılı yazı. 

             b)01/03/2007 tarih ve B.030.HİG.0.00.00.03.647-03.02-18-2007-05079 sayılı yazı.

             c)06/07/2007 tarih ve B.07.1.GİB.0.02.63-6340-166-060117 sayılı yazı.

 

            İlgi (a)  yazı ile; 492 sayılı Harçlar Kanununun 123.maddesinin son fıkrasının “…. Bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemler harca tabi tutulmaz” hükmü uyarınca; kredi kuruluşlarınca kullandırılan kredinin kredi kuruluşuna geri dönüşüne kadar geçecek süreçte, anılan Kanunun hükümlerine göre doğacak harçların aranılmamasının öngörüldüğünden bahisle;

 

Kullandırılan kredinin kredi kuruluşuna geri dönüşü ile ilgili mahkemelerde ve icra dairelerinde yapılan işlemlerden doğan harçların da söz konusu istisna hükmününün kapsamı içinde yer alması nedeniyle, bu hususların  1/11/2005 tarihli ve 2005/1 sayılı Harçlar Kanunu Sirküleri ile açıklanarak, bankalarca kullandırılacak kredilerin vadesinde ödenmemesi halinde, kredinin geri dönüşünün temini amacıyla yargıda ve icrada yapılacak işlemler sonucunda doğacak harçların  aranılmaması yönünde  uygulamaya yön verilmesine rağmen,   cebri icra yolu ile yapılan tahsilata ilişkin işlemlerde, icra dairelerinin harç tahsil ederek işlemleri yürütmek istemelerinin mükelleflerinin sızlanmalarına ve aynı zamanda vergi dairelerinin iş yükünün artmasına sebep olduğu bildirilerek, uygulamada bütünlüğün sağlanması yönünde gereğinin yapılmasının istenilmesi üzerine;

 

            İlgi (b) yazı ile; özetle , Harçlar Kanununun 123. maddesinin son fıkrası hükmünün; “Yapılan düzenleme ile sermaye şirketlerinin kuruluş ve sermaye artırım işlemleri kapsamında  ticaret sicili, noter ve tapuda yapılacak işlemlerinin harçtan bağışık tutulması sağlanmaktadır.

 

            Maddede yazılı düzenleme ile ayrıca yurtiçi ve yurtdışı kredi kuruluşları ile uluslar arası kurumlarca kullandırılan krediler ve bunların teminatları ile ilgili noterde, tapuda ve diğer kuruluşlarca yapılacak bütün işlemlerin harca tabi tutulmaması öngörülmektedir” şeklindeki gerekçesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda, harçtan muafiyete ilişkin bu düzenlemenin yargı harçlarından muafiyeti kapsamadığının açıkca görüldüğü;

 

Ayrıca, Harçlar Kanununun 123.maddesinin uygulamasıyla ilgili olarak İzmir 2.İcra Mahkemesine ait 27/12/2005 tarih ve 2005/833 Esas, 2005/742 sayılı Karar ile; davacı Banka tarafından icra takibi sırasında ödenen peşin harç ve başvuru harcının iadesi isteminin İzmir 14.İcra Müdürlüğünce red edilmesiyle, şikayet üzerine yapılan incelemede, Harçlar Kanunun’un 123.maddesinin son fıkrasında yer alan düzenlemenin, bankalarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların geri ödemelerine ilişkin idari işlemleri kapsadığı, maddede belirtilen harç muafiyetinin icra takiplerini kapsamadığına hükmedildiğinin ve bu kararın Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 14/03/2006 tarih ve 2006/2128-5262 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı,

 

Bu hususta  “onanarak kesinleşen” başkaca bir karara rastlanılmaması nedeniyle, bu konuda verilecek başka bir mahkeme kararının Yargıtay incelemesinden geçmesinin sağlanmasının,  farklı bir karar verilmesi halinde içtihat birleştirilmesi yoluna başvurulmak suretiyle içtihatlar arasındaki farklılığın giderilmesinin temininin gerektiği;

 

Bu itibarla, Harçlar Kanununun 123. maddesinin yargı harçlarını kapsamadığına ilişkin mahkeme kararının Yargıtay denetiminden geçerek onanmış olması nedeniyle, yerel mahkemelerce aksi yönde verilmiş olan  kararlar bulunsa dahi, yukarıda sözü edilen usulün izlenmesi sürecinde, şimdilik Yargıtayca onanarak kesinleşen karara üstünlük tanınarak anılan Kanunun 123.maddesinin yargı harçlarını kapsamadığının kabul edilmesi gerektiğinin, icra müdürlüğü işlemleri yargı denetimine tabi olduğundan, bu aşamada yargılama faaliyeti ile ilgili bir konuda Bakanlığımızca görüş bildirmenin mümkün olmadığının, mahkeme kararlarının tüm kurum, kişi ve makamları olduğu gibi idari makamları da bağlayıcı nitelikte olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda  anılan Sirküleri ile yargı kararları arasında çelişki bulunduğu görülmekle birlikte konunun Yargıtay kararları ile çözümlenmiş olması nedeniyle bu doğrultuda işlem tesisi edilmesi gerektiğinin düşünüldüğü;

 

Bildirilmiştir.

 

            Bu defa; ilgi (b) yazı ile Bakanlıkları Hukuk Müşavirliğinden alınan görüşte; Kanun lafzı açıkken sadece Kanun gerekçesinin göz önüne alınarak, kredilerin geri ödenmesi ile ilgili olmakla birlikte dava ve icra aşamalarında yapılan işlemlerin harç istisnası kapsamında olmadığı sonucuna  varılmasının yasal düzenlemeye uygun olmayacağının belirtilerek, 123 üncü madde hükmünün tüm harçları kapsadığının vurgulandığı, ayrıca, somut olaya münhasıran verilmiş bir mahkeme kararının, sadece dava konusu olayla sınırlı olarak davanın tarafları için bağlayıcı olacağı, yerel mahkemece verilen kararın  Yargıtay incelemesinden  geçmiş bulunmasının, söz konusu kararın, benzer bütün olaylar bakımından bağlayıcı olduğu anlamına gelmediğinin ifade edildiğinden bahisle;

 

Bu açıklamalar çerçevesinde, söz konusu istisna uygulamasında yargı harçlarının diğer harçlardan  ayrı tutularak tahsil edilmesinin, Kanunun lafzına, sistematiğine ve bütünlüğüne uygun bulunmadığı dikkate alındığında, maddede yer alan istisna hükmünün Kanunda belirtilen tüm harçları kapsayacak şekilde uygulanması gerekdiğinden, Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinde yer alan bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası  kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemlere uygulanacak harç istisnasının, Kanunda öngörülen tüm harçları kapsayacak şekilde uygulamasına devam edilmesi ve bu kapsamda mahkeme ve icra dairelerinde tahsil olunan harçların da ilgililerinin talebi halinde iade edilmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.

 

            Bilindiği üzere; Anayasanın 138. maddesi; “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;  Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

 

            Hiçbir organ, makam, merci ve kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

 

            Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

 

            Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmünü taşımaktadır.

 

            2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un 10.maddesinin (d) bendinde “…… yargı yetkisinin kullanılma alanına  girmeyen konularda görüş bildirmek ve genelge düzenlemek” Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.

 

            Diğer tarafdan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 16.maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflası Dairelerinin yaptığı muaneleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir…….” hükmü yer almaktadır.

 

            Tüm bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; Harçlar Kanununun 123.maddesinde öngörülen; bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası  kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin uygulanacak harç istisnasının, yargı harçlarını da kapsayıp kapsamadığı noktasındaki  hukuki uyuşmazlığın çözüm yerinin, icra harçları söz konusu olduğunda, icra dairelerinin muamelerine karşı İcra ve İflas Kanununda öngörülen şikayet yolunun kullanılmak suretiyle başvurulması mümkün olan icra mahkemeleri olduğu sonucuna ulaşılmakla, bu mahkemelerce verilecek kararların temyiz yoluyla Yargıtay incelemesinden geçirtilebileceği ve yargı yetkisinin kullanılması kapsamında verilen bu kararların  tüm kurum, kişi ve makamları olduğu gibi idari makamları da bağlayıcı nitelikte olduğu şüphesiz olup, konu ile ilgili Bakanlığımızca idari yönden yapılabilecek bir işlem bulunmamaktadır.

 

            Bilgilerinize arz ederim.

 

           

 

 

                                                                                                                                                                                                              Fahri KASIRGA

                                                                                                                                                                                                                       Bakan