T.C.

ADALET BAKANLIĞI

Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü

                                                                                                         

 

Sayı     :B.03.0.HİG.0.00.00.03-090.09-1-2007                                                                                                                                                                             ..../..../2007     

Konu   :Harç muafiyet uygulaması

 

 

 

 

TÜRKİYE KATILIM BANKALARI BİRLİĞİNE

 

 

İlgi  :  07/02/2007 tarihli ve 07.55 sayılı yazınız.

 

5035 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişiklik yapılan 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca icra müdürlüklerince Gelir İdaresi Başkanlığının sirküleri ve görüşleri doğrultusunda genelde harçsız uygulamalar yapılmış olmasına rağmen, bazı icra müdürlüklerince kredinin kredi kuruluşuna geri dönüşünü temin amacıyla cebri icra yoluyla yapılan tahsilata ilişkin işlemlerde harçların tahsil edilmeye devam edildiği, hukuka aykırı olarak yapılan bu işlemlerin iptali için açılan davalarda harçların ödenmesine yönelik icra müdürlüğü işlemlerinin iptaline karar verildiği, söz konusu maddede yer alan  muafiyetleri uygulamayarak harçların tahsili hususunda ısrar eden icra müdürlüklerinin uygulama birliğini bozduğu belirtilerek bu konudaki tereddütlerin giderilmesi istemini içeren ilgi yazınız ve ekleri ile konu incelendi.

          

  İlgi yazınızda belirtildiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinin son fıkrası 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı 31 inci maddesi ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

 

             “Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların  teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler harca tabi tutulmaz.”

Anılan hükümde değişiklik yapılmasına ilişkin maddenin gerekçesi, Hükümet Tasarısının madde gerekçeleri bölümünde;

 

 

“Yapılan düzenleme ile sermaye şirketlerinin kuruluş ve sermaye artırımı işlemleri kapsamında ticaret sicili, noter ve tapuda yapılacak işlemlerinin harçtan bağışık tutulması sağlanmaktadır.

 

Maddede yapılan düzenleme ile ayrıca yurt içi ve yurt dışı kredi kuruluşları ile uluslararası kurumlarca kullandırılan krediler ve bunların teminatları ile ilgili noterde, tapuda ve diğer kuruluşlarda yapılacak bütün işlemlerin harca tabi tutulmaması öngörülmektedir.” şeklinde ifade edilmiştir.

 

Söz konusu hüküm, gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, harçtan muafiyete ilişkin bu düzenlemenin yargı harçlarından muafiyeti kapsamadığı açıkça görülecektir.

 

Yargı harçlarından muafiyete ilişkin olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/02/2001 tarihli ve 2001/13-1 Esas, 2001/51 Karar sayılı ilamı da konuya ışık tutabilecektir.

 

Bu kararda;

 

 “….. sorunun çözümü 6200 sayılı Yasanın 49. maddesi hükmünün yargı harçlarını kapsayıp kapsamadığı diğer bir anlatımla D.S.İ.leri Kurumunun yargı harcından bağışık olup olmadığının belirlenmesinde toplanmaktadır. O nedenle, sağlıklı bir sonuca varabilmek için, önce harç konusu üzerinde durmak ve buna ilişkin yasa hükümlerinin kuruluş amacını belirlemekte yarar vardır.

 

Bilindiği gibi, Devlet, üzerine aldığı kamu hizmetlerinin görülebilmesi için gerekli harcamaların önemli bir bölümünü, vergi, resim ve harç gelirleri ile karşılamaktadır. Bir kamu alacağı olan harç, kişilerin kamu hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında, ödemekle yükümlü bulundukları para olup, verginin özel ve ayrık bir türüdür.

 

492 sayılı Harçlar Yasasının 1. maddesinde; harç kapsamına giren işlemler, konuları bakımından 9 kısma ayrılmış; her kısımda ayrı mercilerin harca bağlı işlemleri düzenlenmiş olup, yargı harçları birinci kısımda yer almıştır. Devlet tarafından, harç adı altında bir paranın alınabilmesi veya harçtan bağışıklığın söz konusu edilebilmesi için, bu konuda açık bir yasa hükmünün bulunması gerekir. Nitekim, Anayasanın 61. maddesi ile; (...Vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali yükümlülükler ancak kanunla konulur..... hükmü getirilmiştir. Bu Anayasa kuralının, vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu bellidir. O halde, harca ilişkin bir yasa hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amaç gözden uzak tutulmamak gerekir. Aksi halde kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına sokulmaları veya devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, yasa koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur.

 

Konumuzla ilgili 6200 sayılı Yasanın 49. maddesinde aynen; Umum Müdürlüğün varidatı kurumlar vergisinden ve muameleleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır denilmektedir.

 

            Bu hükme göre, harçtan bağışık tutulan, idarenin yasa ile belirlenmiş olan görevlerini yerine getirebilmesi için yapması gerekli idari işlemlerdir. Bu nedenle söz konusu hükmün yargı harçlarını da içerdiği kabul edilemez. Böyle bir kabul, her şeyden önce maddenin açık hükmüne aykırı düşer. Çünkü, madde metninde yargı işlemlerinden söz edilmemiştir. Yargı işlemlerinin, idareye özgü işlerden sayılması ve bu kavram içinde düşünülmesi ise esasen mümkün değildir.

 

            Ayrıca, yasada açık hüküm bulunmayan hallerde, parasal yükümlülük (mükellefiyet) olan harçtan bağışıklık kabul edilemez. Çünkü, yasa koyucu, bir kurum veya kuruluşu yargı harçlarından bağışık tutmayı amaçladığında bunu açık bir şekilde göstermeyi ihmal etmemiştir.

 

Nitekim, harç bağışıklığını içeren benzer hükümlere yer verilmiş olan öteki bazı yasalarda, idari işlemlerle yargı işlemleri ayrılmış, yargı harçları konusunda ayrı ve açık hükümler sevkedilmiştir.

 

Gerçekten, 1479 sayılı Bağ Kur Yasasının 20. maddesinin (D) bendi hükmü, 6200 sayılı Yasanın 49. maddesi hükmüne benzer bir hüküm olduğu halde, aynı maddenin (Ç) bendinde; (Kurum tarafından açılan davalar ve icra kovuşturmaları... her türlü vergi, resim ve harçtan bağışıktır) şeklinde ayrı ve açık bir hüküm sevkedilmiş bulunmaktadır. (Benzer hükümler için bakınız: 1581 S. Kanun, mad. 19; 1784 S. Kanun, mad.18 gibi.).

 

 Öte yandan, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 126. maddesinde de; (Kurum tarafından yapılan bütün işlemlerle, bu işlemler için ilgililere verilmesi ve bunlardan alınması gereken her türlü evrak ve belgeler ve bunların suretlerinden hiçbir resim, harç ve damga vergisi alınmaz) şeklinde bir hüküm getirilmiş olduğu halde, bu maddeye ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 3/3/1975 gün ve E. 1975/2, K. 1975/3 sayılı kararında özetle; (...Bu maddedeki bağışıklığın yargılama harçlarını içermediği; işlemler denilince, o kurum veya kuruluşun yasa ile belli edilmiş görevlerini yapabilmesi için gerekli faaliyetlerin akla geleceği..... açıklanmıştır. Aynı konuda ve fakat başka bir yasa hükmüne ilişkin bu kararın, olayımızda bağlayıcı gücü bulunmadığı kuşkusuzdur. Ne var ki, 506 sayılı Yasanın 126. maddesi hükmü ile, incelemeye konu olan 6200 sayılı Yasanın 49. maddesi hükmü arasındaki benzerlik nedeniyle, anılan İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkelerin gözden uzak tutulmaması gerekir. ……. Açıklanan nedenlerle, 6200 sayılı Yasanın 49. maddesi hükmünün, yargı harçlarından bağışıklığı içerdiği kabul edilemeyeceğinden, davalı idarenin, Harçlar Yasası gereğince harçla yükümlü tutulması gerekir. Şu durum karşısında harcın tamamlanması doğrultusunda usuli işlemlerin yürütülmesi için dosya mahkemesine gönderilmelidir…”

 

Şeklindeki bir gerekçeye yer verilmek suretiyle “Yukarıda yazılı noksanlığın tamamlanması için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine” karar verildiği görülmektedir.

  

Yine, Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinde yer alan hükmün uygulamasıyla ilgili  Genel Müdürlüğümüze emsal olarak gönderilen kararın incelemesinden; davacı Banka tarafından icra takibi sırasında ödenen peşin harç ile başvuru harcının iadesinin istenmesi üzerine İzmir 14. İcra Müdürlüğünün talebin reddine ilişkin işleminin şikayet yoluyla kaldırılmasının talep edildiği, yapılan inceleme sonucunda Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan düzenlemenin, bankalarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların geri ödemelerine ilişkin idarî işlemleri kapsadığı, maddede belirtilen harç muafiyetinin icra takiplerini kapsamadığı gerekçesiyle İzmir 2. İcra Mahkemesinin 27/12/2005 tarih ve 2005/833 Esas, 2005/742 Karar sayılı kararı ile şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14/03/2006 tarih ve 2006/2128-5262 sayılı ilâmıyla onandığı ve kesinleştiği anlaşılmaktadır.

 

            Yukarıda değinilen kararlardan da anlaşılacağı üzere, yasa koyucu bir kurum veya kuruluşu yargı harçlarından bağışık tutmayı amaçladığında bunu tereddüde düşülmeyecek bir şekilde açıkça ifade etmektedir. Hükümet Tasarısının anılan maddenin değişikliğine ilişkin gerekçesinde düzenlemenin, noterde, tapuda ve diğer kuruluşlarda yapılacak işlemlerin harca tabi tutulmamasının sağlanmasına yönelik olduğu belirtilmiştir. Yasa koyucunun amacı yargı harçlarından da muafiyete ilişkin olsaydı noter ve tapudan önce mahkemeler ve icra dairelerini açıkça belirtilirdi. Bu nedenle, mahkemeler ve icra dairelerinin, gerekçede sözü edilen diğer kuruluşlar kapsamı içinde kaldığını söylemek de mümkün değildir.

 

İlgi yazınız ekinde alınan yerel mahkeme kararlarının incelemesinden, Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinde yer alan hükmün yargı harçlarını kapsadığı belirtilerek harç tahsiline ilişkin icra müdürlükleri tarafından verilen kararların mahkemece kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmış, söz konusu kararların Yargıtay incelemesinden geçtiğine ilişkin bir şerh bulunmadığı görülmüştür.

 

Aynı konuya ilişkin olarak İzmir 2. İcra Mahkemesince verilen 27/12/2005 tarih ve 2005/833 Esas, 2005/742 Karar sayılı karar, Yargıtay incelemesinden geçerek onanmış olup, bu hususta onanarak kesinleşen başka bir karara rastlanılmamıştır. Bu nedenle, sözü edilen konuda verilen başka bir mahkeme kararının Yargıtay incelemesinden geçmesinin sağlanması, inceleme sonucunda Yargıtayca farklı bir karar verilmesi halinde içtihatların birleştirilmesi yoluna başvurulması suretiyle içtihatlar arasındaki farklılığın giderilmesinin temini gerekmektedir.

 

Bu itibarla, Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinin yargı harçlarını kapsamadığına ilişkin yukarıda anılan mahkeme kararının Yargıtay denetiminden geçerek onanmış olması nedeniyle, bu konuda yerel mahkemeler tarafından aksi yönde verilmiş olan kararlar bulunsa dahi, yukarıda belirtilen usulün izlenmesi sürecinde, şimdilik Yargıtayca onanarak kesinleşen kararın üstünlüğü tanınarak anılan Kanunun 123 üncü maddesinin yargı harçlarını kapsamadığının kabulü, icra müdürlüğü işlemleri yargı denetimine tabi olduğundan bu aşamada yargılama faaliyeti ile ilgili bir konuda  Bakanlığımızca görüş bildirmenin mümkün olmadığı, mahkeme kararlarının tüm kurum, kişi ve makamları olduğu gibi idarî makamları da bağlayıcı nitelikte olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, Maliye Bakanlığının  sirküleri ile yargı kararları arasında çelişki bulunduğu görülmekle birlikte konunun Yargıtay kararıyla  çözümlenmiş olması nedeniyle bu doğrultuda işlem tesis edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

Bilgilerinizi rica ederim.

 

 

 

 

                                                                      Ayhan TOSUN

Hâkim

Bakan a.

Genel Müdür