|
T.C ADALET BAKANLIĞIHukuk İşleri
Genel Müdürlüğü Sayı : B.03.0.HİG.0.00.00.03-647.03.02-12.2007 ..../..../2007 Konu :Görüş talebi ÇİVRİL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İlgi : Çivril Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/01/2007 tarih ve 2007/19 Muh. sayılı yazısı. Çivril Sulh Hukuk Mahkemesinin, izale-i şüyu satış memurluğu ve mahkeme emanet paralarına faiz tahakkuk ettirilmesi gerekip gerekmediği hususunda görüş talep edilen ilgi yazısı ve ekleri incelendi. Bilindiği
gibi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 9 uncu maddesinde, icra ve iflas
dairelerinin, aldıkları paraları ve kıymetli evrak ve değerli şeyleri Adalet
Bakanlığınca uygun görülen bankalardaki hesaplarına yatırmaya, banka
bulunmayan yerlerde icra veya mahkeme kasalarında muhafazaya, kasa bulunmayan
yerlerde ise mal sandıklarına bırakmaya mecbur oldukları belirtilmiş, İcra
İflas Kanunu Yönetmeliğinin 92 nci maddesinde de
İcra ve İflas Kanunu uyarınca, icra ve iflas dairelerinin aldıkları parayı ve
değerli şeyleri icra ve iflas dairelerinin bulunduğu yerler de göz önünde
tutularak, ülke çapında teşkilatlanmış olan bankalardan Adalet Bakanlığınca
uygun görülenlere tevdi edecekleri hüküm altına alınmıştır. Mahkemeler ve diğer adalet
dairelerince tahsil olunan ve ileride
hak sahiplerine ödenmek üzere emaneten bankaya yatırılan paraların, yasal
düzenlemeler ile nemalandırılmasının öngörüldüğü
durumlarda, faiz gelirlerinin de hak sahiplerine ait olacağı kuşkusuzdur. Türk Medeni Kanununun 589.
maddesinde “Miras bırakanın yerleşim
yeri sulh hakimi, istem üzerine veya resen tereke mallarının korunması ve hak
sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan
bütün önlemleri alır. Bu
önlemler, özellikle kanunda belirtilen hallerde terekede bulunan mal ve hakların
yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve
vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir. Önlemlerle
ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından;
önleme hakimin resen karar verdiği hallerde Devlet tarafından karşılanır. Miras
bırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hakimi bu
ölümü yerleşim yeri sulh hakimine gecikmeksizin bildirir ve miras bırakanın
ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak
bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hakimine
gönderir.” hükmü, 593. maddesinde “ Terekeyi resmen yöneten sulh hakimi veya
onun yönetimle görevlendirdiği kimse, resmen yönetme sebeplerinin ortadan
kalkmasına ya da paylaştırmaya kadar, terekeyi hak
sahiplerinin haklarının kaybına meydan vermeyecek biçimde iyi bir yönetici
gibi özenle yönetmek ve özellikle aşağıda yazılı işleri görmekle yükümlüdür: 1.
Henüz yapılmamışsa, terekenin yazımı, 2.
Gereken koruma önlemlerinin alınması, 3.
Mirasçıların menfaatlerine veya iyi bir yönetimin gereklerine uygun düştüğü
takdirde terekedeki malların satılması, 4.
Miras bırakanın alacaklarının tahsili ve borçlarının ödenmesi, 5.
Mirasçıların yasal haklarını zedelemediği anlaşılan vasiyetlerin, sulh
hakiminin izni ve asliye hakiminin onayı ile yerine getirilmesi, 6.
Terekeye ait paraların faiz getirmek üzere tüzükte belirtilen bir bankaya
yatırılması veya bu paralarla Devlet tahvili alınması ve yeterli güvencesi
bulunmayan yatırımların güvenceli yatırımlara dönüştürülmesi, 7.
Terekede ticarethane, imalathane veya başka bir işletme varsa, bunların
olduğu gibi sürdürülmesi; sürdürmede yarar yoksa, tasfiyesi için gerekli
önlemlerin alınması. Tereke
yöneticisi, görevine giren hususlarda miras ortaklığının temsilcisi olup,
ortaklık aleyhine açılan davalarda ve yapılan icra takiplerinde ortaklığı
temsil eder ve gereken hallerde ortaklık adına dava açmaya, icra takibinde bulunmaya, davadan feragate, kabule, sulh olmaya ve tahkime yetkilidir;
davaları ve takipleri mirasçılara ihbar eder. Terekenin
resmen yönetilmesinde, sulh hakimi ile yöneticinin işlemleri konusunda,
niteliklerine uygun olduğu ölçüde, vesayete ilişkin hükümler uygulanır.”hükmü, Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras
Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 34. maddesinde “Türk Medeni Kanununun 592 nci maddesinde yazılı hallerde sulh hakimi mirasın resmen
yönetilmesine karar verir. Terekeyi resmen
yöneten sulh hakimi veya onun yönetimle görevlendirdiği kimse terekeyi iyi
bir yönetici gibi özenle yönetmek ve Türk Medeni Kanununun 593 üncü
maddesinde öngörülen işleri görmekle yükümlüdür. Terekeye ait paralar
faiz getirmek üzere milli bir bankada tereke adına açılan bir hesaba
yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir. Terekeyi resmen
yönetene ödenecek ücret, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığı
göz önünde tutulmak suretiyle sulh hakimi tarafından belirlenir.”hükmü
mevcut olup, Söz konusu hükümler gereğince iyi bir yönetici gibi terekeyi yönetmesi gereken sulh hakimi, terekeye ait paraları faiz getirmek üzere bankaya yatırmak için tercih yaparken mirasçıların menfaatine en uygun şekilde hareket etmek zorundadır.
Yine Türk Medeni Kanununun 403. maddesinin birinci fıkrasındaki “Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.”hükmü, 441. maddesindeki “
Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli
olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen
milli bir bankaya yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul
kıymetlere çevrilir. Paranın
yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasi, faiz kaybını ödemekle
yükümlüdür.”hükmü, Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet Ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 15. maddesindeki “ Vasi, vesayetine verilen kişinin bakımına, eğitimine, kişilik haklarının korunmasına ve hukuki işlemlerde temsiline ilişkin olarak gereken özeni göstermek, mal varlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır.” hükmü, 24. maddesindeki “ Vesayet altındaki kişiye ait paralar, faiz getirmek üzere milli bir bankada bu kişi adına açılan bir hesaba yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir.” hükmü gereğince, kişisel ve maddi çıkarlarını korumak amacıyla, temyiz gücünden yoksun olan ve velayet altında olmayan küçükler ile yetim, hasta, akılca zayıf kişilerin korunması için yasal olarak düzenlenmiş olan vesayet müessesesinin amacına uygun şekilde hareket edilerek vesayet altındaki kişiye ait paralar faiz getirmek üzere bankaya yatırılmalıdır. Yine, Türk
Medeni Kanununun 699. maddesinde “
Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya
da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir. Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa,
paydaşlardan birinin istemi üzerine hakim, malın aynen bölünerek
paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi
halinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına
karar verir. Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.” hükmünde düzenlenen ortaklığın giderilmesinin satış yoluyla gerçekleştiği hallerde, satış sonucu elde edilen paralar devlet gözetimindeki şahsi paralardan olduğundan faiz ve diğer menfaatleri sahiplerine ait olup, söz konusu paraların hak sahiplerinin menfaatine en uygun şekilde bankada açılacak hesaba yatırılması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen hükümler ve açıklamalar doğrultusunda, mahkemelerce tahsil olunan tereke, ortaklığın giderilmesi ve vesayet altındaki kişilere ait paraların, ilgili mevzuat göz önüne alınarak, hak sahiplerinin menfaatine en uygun şekilde nemalandırılması için vadeli mevduat hesaplarına yatırılması ve mahkemeler tarafından yazılacak müzekkerelerde bu hususun belirtilmesi gerekmektedir. Bilgi edinilmesini ve keyfiyetin Çivril Sulh Hukuk
Mahkemesine duyurulmasını rica
ederim. Ayhan TOSUN Hâkim Bakan a. Genel
Müdür |